Beden düşüncenin enstrümanıdır.
İnsan bedeni de tıpkı düşüncelerimiz gibi, boyutlarını sınırlandıramayacağımız kadar sonsuz açılımlar taşımaktadır.
Leonardo Da Vinci “Hareket bütün hayatın nedenidir.” sözlerini, aynı zamanda yapıtlarında da kullanarak “Evrendeki oluşumların barındırdığı zıtlıkları, ritimleri, enerjileri, renkleri ve sonsuz devinimi bedenlerimizde de barındırdığımızı” vurgulamış geleceğe bir sanatçı olarak ışık tutmuştur.
Leonardo’nun zihninde oluşan hareket estetiği, fırçasında kontrol ettiği kıvrımlarla tuvale yansır ve bedenler de biçimle buluşur.
Bale; tekniği ile dans sanatının en ayrıcalıklı alanında yerini alırken bu teknik ile çalışan bedenler de estetik düşünceyle buluşarak kendini ifade eder.
Düşünün ki, bedenin her kendini ifade edişi bu uyum ve doğallık içinde kendi bilincimiz dâhilinde gerçekleşiyor.
Sizce nasıl bir etki yaratır?
Düşünce ve davranışlarımıza yalın ve açık bir anlatım getirmez mi?
Bazı kişilerin bedenleri son derece sert görünür. Kasları hareket ederken esnek değildir, zorlanırlar. Bazıları da tam tersi daha gevşek ve kontrolsüzdür. Her iki durum da günlük davranışlara yansır, böyle kişiler genellikle kendilerini ifade ederken zorlanırlar. Öfkeli, sakar, mızmız, tutuk vb. gibi bazı ön yargılara maruz kalırlar.
Bedenin doğal fonksiyonları tümüyle yerine getirilemediği için, zihinsel ve duygusal anlamda da, birbiri ile ilintili bu durum kişilerin iletişimini de güçleştirir.
Bedeni, gündelik ihtiyacın bağlantısı olmaktan çıkarıp, işlevini ve yaratıcılığını ilişkilendirirken, bedenimizin de farkına varmamız kendimizi daha özgür kılmamızı sağlayacak.
İşte bu nedenlerden ötürü Bale, bedenlerimizi daha özgür kılacak ve kendimizi ifade ederken düşünsel ve bedensel zerafet ile buluşturacaktır.